Anasayfa | Masaj | Başlarken | Teknikler | Aromaterapi | Masaj Yapmak | Kendine Masaj | Bebekler ve Çocuklar | Basınç | Sagaltici Masaj
Masörler | Güzellik Salonları | Reklam | Anatomi | Sırt | Ayak | Bacak | El | Kol | Karın | Göğüs ve Boyun | Yüz | Baş | On Dakikalık Masaj | İletişim



Anatomi

Bir insana etkili ve rahatlatıcı bir masaj yapabilmek için ellerinizin altındaki yapı hakkında birkaç şey bilmeniz yararlı olur: Kemikler nerededir, altlarında neler vardır, kaslar nerelerdedir, büyük müdür yoksa küçük müdür, görevleri nelerdir? Vücudun işleyişi büyüleyicidir; vücudumuz değerini pek azımızın takdir ettiği mucizevi bir makinedir. Masaj yaparken büyük bir olasılıkla, vücudun nasıl işlediğini öğrenmek istediğinizi fark edeceksiniz. Temel bir anatomi bilgisi masajın ne zaman ve nerede en fazla yararı sağlayacağına karar vermekte kendinize güvenmenizi sağlar ve masajın değerini anlamanıza yardımcı olur.

Kaslar

Masaj sırasında esas olarak, vücut ağırlığımızın yaklaşık yüzde kırkını oluşturan kas sistemi üzerinde çalışırız. Vücudun tüm hareketleri kasların kasılmasıyla meydana gelir. Bunlar, beyinden gelen sinyallere karşılık veren son derece elastik lif demetleridir. Vücutta iki tip kas vardır. Bilinçli olarak kontrol edilenler istemli kaslardır. Kol ve bacak kasları gibi, hareket etmeye karar verdiğinizde kol ve bacaklarınızı hareket ettirirsiniz. İstemsiz kaslar ise bilinçli olarak kontrol edilemezler : Kalp kasları ve sindirim sistemi kasları gibi.
Kaslar kasıldığında, enerji sağlayabilmek için oksijen ve glükoza ihtiyaç duyarlar. Bir süre hareket ettikten sonra aralarında laktik asit, karbondioksit ve üre gibi maddeler, bölgeden kan dolaşımı ve lenf sistemi vasıtasıyla uzaklaştırılır ancak, bunlar çok fazla biriktiğinde kaslar yorulmaya başlar, tutulur ve ağrırlar. Laktik asitin fazlası ise kramplara neden olabilir. Masaj yaparak atık maddelerin giderilmesini hızlandırır ve bu bölgeyi besleyen kanı geçici bir şekilde artırarak tutulmuş, ağrıyan ya da aşırı yorulmuş kasların tekrar ilk hallerine dönmelerine yardımcı olursunuz.

İskelet

206 ayrı kemikten oluşan iskelet, güç ve biçim vermek üzere vücudun destekleyici çatısını oluşturur. Beyin, omurilik, kalp ve akciğerler gibi hayati organlar hasara karşı korunmak üzere kemikli yapılarla tamamen örtülüdür. Kas ve kirişler vücudun tüm hareketini sağlayacak şekilde kemiklere bağlıdır.
Erkek ve dişi iskeletleri küçük farklılıklar gösterir: Erkek iskeleti genellikle daha büyük ve ağırdır, diğeri ise daha geniş bir leğen kemiğine sahiptir.

Kemikler

Kemikler en ser canlı dokulardır. Kalsiyum ve fosfor depolarlar. Bazılarının içinde ilik denilen yumuşak bir nüve vardır; kan hücrelerinin büyük bir kısmı burada oluşur. Kemikler, kol ve bacaklardaki uzun kemiklerden (en büyüğü uyluktaki fermurdur) parmak ve orta kulak boşluğundaki minik kemiklere kadar büyüklük ve biçim açısından çeşitlilik gösterirler.

Eklemler

Farklı yönlerde, farklı güçte hareketlere izin veren çeşitli eklem tipleri vardır. Kafatasını oluşturan kemikler gibi bazı eklemler sabittir. Bir oynar eklemde ise, kemik uçları pürüzsüz bir kıkırdakla kaplıdır. Çevresindeki bir kapsül, ekleme kayganlık kazandırmak için yoğun ve koyu kıvamlı bir sıvı yayar. Bağ adı verilen güçlü ve esnek liflerden oluşan bir yuva ise eklemdeki kemikleri sıkıca birbirine bağlar.

Oynar eklemler, kalçalar ve omuzlardaki gibi büyük bir kuvvetle birlikte en fazla hareket yönüne doğru olanak sağlar.

Eyer eklemler, başparmaklardaki gibidir ve her yöne doğru serbestçe hareket sağlar ancak, yuvalı eklemler kadar güçlü değildir.

Menteşe eklemler, sadece tek bir yöne doğru hareketsağlar: Diz ve parmak eklemleri ile yukarıda kesiti görülen dirsekler gibi.

Yarı-Oynar eklemler bileklerdeki gibidir, tüm yönlere doğru hareket sağlar ancak bu hareket, eyer eklemlere göre daha sınırlıdır.

Deri

Masaj açısından en önemli org an derimizdir. Vücudun en büyük ve geniş organıdır, yetişkin bir erkeğin derisi yaklaşık olarak 3 kg. kadardır. Esnek ve su geçirmez bir kaplama olarak enfeksiyonlara karşı bir engel oluşturur, tüm vücut sıcaklığını düzenler.
Deri iki katmandan oluşur. Dış katman, iki kat halindeki hücreler yığınıdır. Üstte, sürekli olarak dökülen ölü hücreler bunun altında ise giderek dışa doğru büyüyen canlı hücreler vardır.
Alt katman, yani dermis, kan ve lenf damarlarını, yağ ve ter bezlerini, kıl keseciklerini ve sinir uçlarını içeren peltemsi bir maddedir. Vücudun parmak uçları ile dudaklar gibi belli bölgelerinde milyonlarca sinir ucu bulunur ve bunlar son derece duyarlıdır. Sırt gibi diğer bölgelerde ise sinir uçları çok daha az olduğundan duyarlılık da azdır.
Beslenmesi ve hücrelerin öldükçe yenilenmesi için deriye bol miktarda kan gider. Masaj, kan dolaşımını hızlandırarak sağlıklı hücrelerin korunmasını sağlar ve böylece deriye sağlıklı bir parlaklık kazandırır. Gerçekten de, derinin sağlığı tüm vücut sağlığınızın kesin bir göstergesidir. Deriye “dış sinir sistemi” de denir; Çinliler ise deriyi “üçüncü akciğer” olarark adlandırırlar.

Kalp ve Kan Dolaşımı

Kardiyovasküler sistem kalp, kan ve kanı taşıyan damarlardan oluşur. Vücut sıcaklığını düzenlemek, vücuttaki milyarlarca hücreye besin ve oksijen taşıyıp dağıtmak, bu hücrelerin ürettiği atık maddeleri gidermek gibi hayati rolleri vardır. Taşınan besin ve oksijen tüm vücudun (kasların, derinin, kemiklerin ve iç organların) büyümesini, hasarlarını onarmasını, çeşitli işlevlerini yerine getirmesini sağlar. Masaj, kalbe hiçbir fazla yük getirmeden kan dolaşımını geliştirir, vücuda dağıtılan oksijen ve besin miktarını arttırır.
Kan karmaşık bir kan damarları sistemi vasıtasıyla kalpten vücudun her yerine pompalanır. Kanı kalpten alıp taşıyan, atardamar adı verilen damarlar, giderek daha küçük damarlara ayrılır ve bunların en küçükleri olan kılcal damarlar vücudu baştan başa kaplayan bir ağ oluştururlar. Kılcal damarların çeperleri çok ince olduğu için kandaki besin ve oksijen bu çeperlerden çevredeki dokulara, atık madde olarak üretilen karbondioksit ise kana geçer. Bu minik kan damarları daha sonra birleşerek daha büyük damarları ve en sonunda ise kanı kalbin sağ tarafına, oradan da akciğerlere geri taşıyan büyük toplardamarları oluştururlar.
Kalbin her atışında, kan yüksek bir basınçla pompalanır ve nabız noktalarında hissettiğimiz de bu basınç dalgalarıdır. Atardamarlar içlerindeki basınç değişikliklerine dayanabilecek kadar güçlü ve esnek çeperlere sahiptir.
Kanın toplardamarlardaki basıncı daha düşüktür, çeperleri de daha ince ve daha az esnektir. Toplardamarlar boyunca belli aralıklarla kanın geriye akışını engelleyen kapakçıklar bulunur. Bu kapakçıklar hasar gördüğünde kan geriye doğru akmaya başlar ve bunun sonucunda ise varisler oluşabilir.

Lenf Sistemi

Vücudun tüm hücreleri, hücre dışı sıvı olarak bilinen bir sıvıda yıkanır. Lenf sistemi bu sıvıyı arıtarak hücrelerin sağlıklı bir ortamda yaşamasını sağlar. Besinlerle atık maddeler, kan ve hücreler arasında işte bu hücre dışı sıvı vasıtasıyla değiş-tokuş edilir. Bazı atık maddeler doğrudan kana geçemez ve hücre dışı sıvıda birikmeye başlar.
Kirlenen hücre dışı sıvı, lenf damarları boyunca dolaşarak atık madde ve bakterileri süzen lenf düğümlerinden (lenf bezleri de denir) geçer. Damarlar birleşerek aynı kan damarlarında olduğu gibi daha büyük damarlar haline gelir ve sonunda toplardamarlara boşalırlar. Hücre dışı sıvı lenf damarlarındayken lenf olarak adlandırılır.
Tüm vücut boyunca lenf damarları ve düğümleri vardır. Düğümler boyun, koltuk altları, kasık, dizlerin arkası ve dirseklerin iç kısımlarında bulunurlar; dalak, timus ve bademcikler de bu sisteme dahildir.
Lenf sistemi, enfeksiyona karşı savaşta ve hastalığa karşı bağışıklık geliştirmede önemli bir rol oynar. Lenf düğümleri ve timus gibi lenf organları, enfeksiyonla savaşan bir tür akyuvar olan lemfosit üretir. Düğümler aynı zamanda, enfeksiyonun vücuda yayılmasını önlemek üzere filtre işlevi görür ve yolunun tıkanmasını sağlarlar bu yüzden hastalıklar sırasında sık sık şişer ve ağrırlar. Kan dolaşımından farklı olarak, lenf sisteminden lenfi vücuda pompalayacak kalp yoktur. Lenfin vücuttaki hareketi kasların kasılmasına bağlıdır ve lenf damarlarındaki basınç düşüktür ve lenf akışı kolaylıkla sınırlanabilir. Masaj, lenfin vücuda pompalanmasına yardım ederek atık maddeleri giderir ve bağışıklı sistemini güçlendirir.

Sinir Sistemi

Vücudun en karmaşık sistemi olan sinir sistemi, vücudun pek çok farklı faaliyetini düzenlemek, mesajları vücudun her yerinden beyne ve beyinden de geriye anında aktarmak gibi hayati bir işleve sahiptir. Sinirler kafatasından çıkarak beyni terk eder ve omurilik adı verilen urgana benzer bir demet halinde sırttan aşağı doğru uzanırlar. Omurilik, omurga adı verilen kemikten bir kanal oluşturmak üzere birbirine eklemlenen omurlar tarafından korunur. Masaj, sinir sistemini etkileyerek yatıştırıcı veya uyarıcı bir etkide bulunabilir.

Duyu ve Motor Sinirleri

Bilgiyi toplayıp beyne ileten sinirlere duyu sinirleri, mesajları beyinden alıp kas ve bezlere taşıyanlara ise motor sinirler denir.
Vücudun her yerinde milyonlarca duyu siniri ucu, başka bir deyişle alıcılar vardır, bunların her biri farklı türlerdeki uyarılara karşılık vermek üzere uzmanlaşmışlardır. Göz ile kulaklardaki alıcılar ışık ve ses dalgalarına karşı duyarlıyken, derideki farklı alıcılar da acı, basınç ve ısıya karşı tepki verirler. Eklem, kas ve kirişlerdeki alıcılar ise kol ile bacakların konumu hakkında bilgi iletirler. Bütün bu sinirler bilgiyi, elektrik itkileri halinde omurilik boyunca yukarıya beyne taşırlar. Beyin bilgiyi işler ve harekete geçmeye karar verdiğinde mesajlar, motor sinirler vasıtasıyla ilgili yerlere iletilir.
Refleks hareketler, beyin yerine omurilikte de başlatılabilir. Örneğin, parmağınızı yaktığınızda acı mesajı omurilikte işlenir ve elinizi sıcak yüzeyden çektirten refleks hareket, acı mesajı beyne ulaşmadan önce derhal başlatılır.

Otonom Sinir Sistemi

Bunun yanı sıra kan basıncı, midedeki asit düzeyi, kandaki karbondioksit düzeyi ve bunun gibi bilgileri toplayan alıcılar da vardır. Bu bilgiler, bilincin müdahalesi olmadan işlenir ve kalp atışındaki uygun değişiklikler ya da sindirim sıvılarının salgılanması beyin tarafından kontrol edilir. Sinir sisteminin bilinçli kontrolümüz altında olmayan işlevlerini düzenleyen bölümüne otonom sinir sistemi denir.


Acilhost.Com ©